Doçentlik eser inceleme aşaması, adayın akademik çalışmalarının yalnızca sayısal olarak yeterli olup olmadığının değil, başvurduğu bilim alanı bakımından bilimsel yeterliliğinin de değerlendirildiği kritik bir süreçtir. Doçentlik jürisinin eser inceleme raporları sonucunda adayın başarısız bulunması, adayın doçentlik sürecinin olumsuz sonuçlanmasına yol açabilmektedir.
Ancak jüri üyelerinin bilimsel değerlendirme konusunda sahip oldukları takdir yetkisi sınırsız değildir. Değerlendirmenin objektif, somut, denetlenebilir ve adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili akademik kriterlere dayanması gerekir. Eserlerin yanlış değerlendirilmesi, adayın bilim alanıyla ilişkisinin hatalı kurulması, jüri raporları arasında ciddi çelişkiler bulunması veya başarısızlık gerekçelerinin soyut ifadelerden ibaret olması hâlinde doçentlik eser inceleme sonucuna karşı hukuki yollara başvurulması gündeme gelebilir.
Bu nedenle doçentlik eser inceleme sonucunda başarısız bulunan aday bakımından, somut olayın özelliklerine göre itiraz ve devamında doçentlik iptal davası seçeneklerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Doçentlik Eser İnceleme Nedir?
Doçentlik eser inceleme süreci, adayın akademik çalışmalarının başvurduğu bilim alanı bakımından yetkinliğinin jüri üyeleri tarafından değerlendirilmesini ifade eder.
Bu aşamada yalnızca adayın kaç makalesinin veya kaç akademik çalışmasının bulunduğu önem taşımaz. Adayın akademik çalışmalarının niteliği, bilim alanıyla ilişkisi, bilimsel katkısı ve başvurulan alan bakımından yeterliliği değerlendirmeye konu olabilir.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:
Bilimsel değerlendirme yetkisi, keyfî değerlendirme yetkisi anlamına gelmez.
Jüri üyeleri akademik konularda değerlendirme yapabilecek olmakla birlikte, idari işlemin yargısal denetimini tamamen ortadan kaldıracak şekilde sınırsız bir takdir yetkisine sahip değildir.
Doçentlik Eser İncelemesinde Başarısızlık Nedenleri Nelerdir?
Doçentlik adayının eser inceleme aşamasında başarısız bulunmasına farklı gerekçeler gösterilebilir. Bunların başında;
- eserlerin başvurulan bilim alanıyla yeterince ilişkili olmadığı,
- çalışmaların bilimsel niteliğinin yeterli görülmediği,
- adayın çalışmalarının belirli bir bilimsel bütünlük göstermediği,
- başlıca eser veya temel çalışmaların yetersiz bulunduğu,
- adayın akademik çalışmalarının bilim alanına yeterli katkı sağlamadığı,
- çalışmaların özgünlük veya metodoloji bakımından yetersiz olduğu
yönündeki değerlendirmeler gelebilir. Ancak bu gerekçelerden birinin jüri raporunda yazılmış olması, tek başına işlemin hukuka uygun olduğunu göstermez.
Örneğin;
“Adayın eserleri bilimsel açıdan yetersizdir.” şeklindeki soyut bir değerlendirme ile; adayın hangi eserinin, hangi bilimsel ölçüt bakımından, hangi nedenle yetersiz görüldüğünün ayrıntılı şekilde açıklanması aynı hukuki değere sahip değildir. İdari işlemin sebebinin yargısal denetime elverişli olması gerekir.
Doçentlik Jürisinin Takdir Yetkisi Sınırsız mıdır?
Hayır. Doçentlik değerlendirmesi doğası gereği akademik ve teknik bir değerlendirme içermektedir. Bu nedenle jüri üyelerine belirli ölçüde bilimsel takdir alanı tanınması kaçınılmazdır.
Ancak bu durum jüri üyelerinin aday hakkında hiçbir objektif temele dayanmadan karar verebileceği anlamına gelmez.
Jüri değerlendirmesinin; objektif, bilimsel, somut, gerekçeli, kendi içerisinde tutarlı ve denetlenebilir olması gerekir.
Dolayısıyla dava açıldığında idare mahkemesi jüri üyesinin yerine geçerek doğrudan “aday bilimsel olarak başarılıdır” şeklinde değerlendirme yapmak yerine, tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığını denetler. Teknik ve akademik konularda ise bilirkişi incelemesine başvurulması gündeme gelebilir.
Doçentlik Eser İnceleme Raporlarında Gerekçe Neden Önemlidir?
Eser inceleme davalarında en önemli konulardan biri jüri raporlarının gerekçesidir. Adayın başarısız bulunmasına ilişkin değerlendirmelerin yalnızca genel ifadelerden oluşması, işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesini güçleştirebilir.
Örneğin;
“çalışmaları yeterli değildir”,
“bilimsel katkısı sınırlıdır”,
“eserleri alan bakımından uygun değildir”
gibi ifadelerin hangi eser ve hangi somut bilimsel tespit nedeniyle kullanıldığının ortaya konulması önemlidir.
Aksi durumda adayın neden başarısız sayıldığını anlaması ve buna karşı etkili şekilde hukuki başvuruda bulunması güçleşir.
Jüri Raporları Arasındaki Çelişki Dava Nedeni Olabilir mi?
Doçentlik eser inceleme sürecinde dikkat edilmesi gereken konulardan biri de jüri raporlarının birbiriyle olan ilişkisidir.
Örneğin bazı jüri üyeleri adayın çalışmalarını bilim alanına tamamen uygun ve başarılı bulurken diğer üyelerin aynı eserleri bilim alanıyla ilgisiz kabul etmesi mümkündür.
Tek başına jüri üyelerinin farklı kanaatlere ulaşması işlemi otomatik olarak hukuka aykırı hâle getirmez. Akademik değerlendirmelerde görüş farklılıkları ortaya çıkabilir.
Ancak raporlar arasında bilimsel olarak açıklanması gereken esaslı çelişkiler bulunması hâlinde bu durum dava bakımından önem kazanabilir.
Özellikle olumsuz raporun somut gerekçe içermemesi, olumlu raporların ise eserleri ayrıntılı biçimde inceleyerek bilim alanıyla ilişkisini ortaya koyması hâlinde değerlendirme yöntemleri arasındaki farklılık ayrıca incelenmelidir.
Doçentlik Eser İnceleme Sonucuna İtiraz Edilebilir mi?
Doçentlik eser inceleme sonucunun tebliğ edilmesi üzerine adayın öncelikle kendisine bildirilen kararın niteliğini, güncel mevzuatı ve ÜAK tarafından gösterilen başvuru yollarını incelemesi gerekir.
İtiraz imkânı bulunuyorsa yapılacak başvurunun yalnızca;
“Jüri değerlendirmesine katılmıyorum.” şeklinde hazırlanması yeterli değildir.
Etkili bir doçentlik eser inceleme itirazında olumsuz değerlendirmelerin her biri ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Örneğin jüri üyesi;
“Adayın çalışmaları X alanına ilişkin değildir.” diyorsa, adayın eserlerinin neden bu bilim alanına ilişkin olduğu akademik verilerle ortaya konulmalıdır.
Bu kapsamda eserlerin içerikleri, anahtar kelimeleri, kullanılan metodoloji, uluslararası literatürdeki karşılıkları, dergi indeksleri ve diğer akademik verilerden yararlanılabilir.
Doçentlik Eser İnceleme İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?
İtiraz dilekçesi standart ve genel ifadelerden oluşmamalıdır. Her jüri raporu ayrı ayrı incelenerek olumsuz tespitler sınıflandırılmalıdır.
Örneğin:
Jüri Üyesi 1: Eserlerin bilim alanına uygun olmadığını belirtmişse bilim alanı ilişkisi açıklanmalıdır.
Jüri Üyesi 2: Bilimsel katkının yetersiz olduğunu belirtmişse çalışmaların özgün katkıları gösterilmelidir.
Jüri Üyesi 3: Metodolojik eleştiride bulunmuşsa kullanılan yöntemin literatürdeki yeri ve çalışmaya uygunluğu açıklanmalıdır.
Böylece itiraz dilekçesi yalnızca hukuki değil, aynı zamanda akademik ve teknik karşı argümanları içeren kapsamlı bir belgeye dönüşür.
Doçentlik Eser İnceleme Sonucuna Karşı Dava Açılabilir mi?
Eser inceleme süreci sonucunda adayın doçentlik başvurusunun başarısız sonuçlanmasına ilişkin kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemin oluşması hâlinde, şartları mevcutsa idari yargıda iptal davası açılması mümkündür.
Davanın konusu yalnızca jüri üyesinin akademik görüşü değil, bu değerlendirmeler esas alınarak aday hakkında tesis edilen idari işlemdir.
Bu nedenle dava dilekçesinde idari işlemin;
- yetki,
- şekil,
- sebep,
- konu ve
- maksat
unsurları yönünden hukuka uygunluğu incelenebilir.
Doçentlik Eser İnceleme Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Doçentlik başvurusuna ilişkin uyuşmazlıklar idari işlem niteliğindeki işlemlerden kaynaklandığından görevli yargı kolu idari yargıdır.
Ancak görevli ve özellikle yetkili mahkemenin belirlenmesinde dava konusu işlemin niteliği, işlemi tesis eden idari makam ve somut uyuşmazlığın özellikleri dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle dava açılmadan önce görev ve yetki incelemesinin somut dosya üzerinden yapılması gerekir.
Doçentlik Eser İnceleme Davası Açma Süresi
İdari yargıda dava açma süreleri hak kaybına neden olabilecek kadar önemlidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri ile somut işlem bakımından uygulanabilecek özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca aday tarafından idari başvuru veya itiraz yapılmış olması durumunda bu başvurunun dava açma süresine etkisi ayrıca incelenmelidir.
Her idari başvurunun dava açma süresini aynı şekilde etkilediğinin kabul edilmesi ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Bu nedenle eser inceleme kararının tebliğ tarihi, yapılan başvurular ve verilen cevapların tarihleri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Doçentlik Eser İnceleme Davasında Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
Şartları bulunuyorsa iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için kanunda öngörülen koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Doçentlik uyuşmazlıklarında adayın akademik kariyerinin gecikmesi, başvurunun sonraki dönemlere kalması, akademik kadrolara başvuru imkânlarının etkilenmesi ve işlemin diğer mesleki sonuçları yürütmenin durdurulması talebinin gerekçelendirilmesinde somut olay özelinde ele alınabilir. Bununla birlikte yürütmenin durdurulması otomatik olarak verilen bir karar değildir.
Doçentlik Eser İnceleme Davasında Bilirkişi İncelemesi
Doçentlik eser inceleme davalarının en önemli aşamalarından biri bilirkişi incelemesi olabilir.
Mahkemenin hukuki denetim yapması mümkün olmakla birlikte, adayın belirli bir bilim alanındaki eserlerinin bilimsel yeterliliğinin veya bilim alanıyla ilişkisinin değerlendirilmesi teknik ve akademik uzmanlık gerektirebilir.
Bu durumda bilirkişilerden örneğin;
- adayın çalışmalarının ilgili bilim alanıyla ilişkili olup olmadığı,
- jüri raporlarındaki bilimsel eleştirilerin objektif dayanağının bulunup bulunmadığı,
- eserlerin içerik ve yöntem bakımından nasıl değerlendirilmesi gerektiği,
- jüri tarafından ileri sürülen teknik gerekçelerin akademik açıdan karşılığının bulunup bulunmadığı
konularında inceleme yapılması istenebilir. Bilirkişi heyetinin uzmanlık alanının uyuşmazlığın bilim alanıyla örtüşmesi de son derece önemlidir.
Bilirkişi Heyetinin Uzmanlığına İtiraz Edilebilir mi?
Bilirkişinin yalnızca akademisyen olması yeterli değildir. Uyuşmazlığın konusu hangi alt bilim alanını ilgilendiriyorsa bilirkişinin akademik uzmanlığının da mümkün olduğunca bu alanla örtüşmesi gerekir.
Örneğin son derece spesifik bir alt bilim alanındaki eserlerin, bu alanda akademik uzmanlığı bulunmayan kişiler tarafından değerlendirilmesi bilirkişi raporunun isabetini tartışmalı hâle getirebilir.
Bu nedenle bilirkişi görevlendirmesinde; uzmanlık alanı, akademik çalışma geçmişi ve uyuşmazlık konusu ile bilimsel bağlantı
dikkatle incelenmelidir.
Olumsuz Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir mi?
Evet. Bilirkişi raporu mahkemeyi otomatik olarak bağlayan bir karar değildir.
Raporun;
- eksik incelemeye dayanması,
- adayın bazı eserlerini değerlendirmemesi,
- jüri raporlarını tekrar etmekle yetinmesi,
- sorulan sorulara cevap vermemesi,
- bilimsel gerekçe içermemesi,
- kendi içerisinde çelişkili olması,
- bilirkişilerin uzmanlık alanlarının uyuşmazlıkla örtüşmemesi
gibi durumlarda bilirkişi raporuna karşı ayrıntılı itiraz hazırlanabilir. Gerekli görülmesi hâlinde ek rapor veya yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edilebilir.
Doçentlik Eser İnceleme Davasında Hangi Belgeler Önemlidir?
Davanın yalnızca başarısızlık kararına dayanılarak hazırlanması çoğu zaman yeterli değildir.
Dosyada özellikle;
- doçentlik başvuru belgeleri,
- başvuru dönemine ait kriterler,
- adayın özgeçmişi,
- akademik eser listesi,
- jüri eser inceleme raporları,
- olumlu ve olumsuz jüri değerlendirmeleri,
- ÜAK tarafından gönderilen bildirimler,
- varsa itiraz dilekçesi ve cevabı,
- eserlerin tam metinleri,
- yayınların indeks ve dergi bilgileri,
- bilim alanıyla ilişkiyi gösteren akademik veriler
bir bütün hâlinde değerlendirilmelidir.
Yeni Doçentlik Başvurusu Yapılması Davayı Etkiler mi?
Adayların en sık sorduğu sorulardan biri, dava devam ederken yeniden doçentlik başvurusu yapılıp yapılamayacağı ve yeni başvurunun devam eden davaya etkisidir.
Doçentlik Yönetmeliği’ne 10 Ağustos 2021 tarihli değişiklikle eklenen bir hükme göre, eser değerlendirmesinde başarısız sayılan veya asgari başvuru şartlarını taşımadığı ya da etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle başvurusu iptal edilen adayın, aynı bilim/sanat alanında yeniden doçentliğe başvurabilmesi açtığı davanın kesinleşmesi şartına bağlanmıştı; bu şart sağlanmadan yapılan başvurular işleme alınmayacaktı.
Ancak bu hüküm, yürürlüğe girmesinden kısa bir süre sonra fiilen etkisiz hâle geldi. Konuya ilişkin açılan bir davada Danıştay 8. Dairesi, söz konusu değişikliğin 1. maddesinin yürütmesini durdurdu (E. 2021/5313). Bu karar üzerine Üniversitelerarası Kurul, her başvuru döneminde yayımladığı Sıkça Sorulan Sorular belgelerinde, doçent adaylarının davası devam ederken de, dönem beklemeksizin, Doçentlik Bilgi Sistemi (DBS) üzerinden yeni başvuru yapabileceklerini resmen teyit etmektedir.
Yani güncel uygulama şudur:
- Dava derdestken yeni başvuru yapmak mümkündür — yönetmelikteki “dava kesinleşmeden başvurulamaz” şartı, Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle DBS üzerinden fiilen aranmamaktadır.
- Bu durum ÜAK tarafından da kabul edilmiştir; her dönem yayımlanan resmî SSS metinlerinde aynı gerekçe (Danıştay 8. Daire, 2021/5313 E.) tekrarlanarak adaylara başvuru yolu açık tutulmaktadır.
- İki süreç birbirinden bağımsız yürür. Yeni başvurunun kabulü veya reddi, önceki işleme karşı açılan davanın seyrini otomatik olarak etkilemez; aynı şekilde davanın sonucu da yeni başvuruyu kendiliğinden geçersiz kılmaz.
- 60 günlük dava açma süresi bu durumdan etkilenmez. Yeni başvuru imkânının varlığı, önceki ret/iptal kararına karşı süresinde dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz; süre kaçırılırsa o işlem kesinleşir.
- Etik ihlali gerekçesiyle iptal edilmiş bir başvurudan sonra yeniden başvuran adayın, yeni başvurusunda önceki iptale konu eseri bildirmesi gerekir; aksi hâlde bu durumun kendisi yeni bir etik incelemesi gerekçesi oluşturur.
Doçentlik Eser İnceleme Davası Kazanılırsa Ne Olur?
İptal kararının hukuki sonucu, dava konusu işlemin hukuka aykırılığının ortadan kaldırılması ve idarenin mahkeme kararının gereklerini yerine getirme yükümlülüğünün doğmasıdır.
Ancak iptal kararının adaya doğrudan doçentlik unvanı kazandırıp kazandırmayacağı konusunda davanın konusu ve mahkemenin iptal gerekçesi belirleyicidir.
Mahkeme kararının;
- usule ilişkin eksiklik,
- yetersiz gerekçe,
- hatalı jüri oluşturulması,
- bilimsel değerlendirmedeki hukuka aykırılık,
- bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilen esaslı hata
gibi hangi nedene dayandığı önem taşır.
Dolayısıyla “davayı kazanan aday doğrudan doçent olur” şeklinde genel bir sonuca varılması doğru değildir.
Doçentlik Eser İnceleme İtirazında En Sık Yapılan Hatalar
En önemli hata, uyuşmazlığın yalnızca hukuki veya yalnızca akademik bir mesele olarak ele alınmasıdır.
Doçentlik eser inceleme uyuşmazlıkları çoğu zaman iki alanın kesişimindedir.
İyi hazırlanmış bir başvuruda; hukuki argüman + akademik karşılaştırma + eser analizi + jüri raporu analizi birlikte yürütülmelidir.
Ayrıca genel ve şablon dilekçeler yerine adayın her eserinin ve her olumsuz jüri görüşünün somut olarak değerlendirilmesi gerekir.
Doçentlik Eser İnceleme İtirazı ve Dava Sürecinde Dosya Analizi
Doçentlik eser inceleme sonucunda başarısız bulunan bir aday açısından ilk yapılması gereken işlem doğrudan dava dilekçesi hazırlamak değildir.
Öncelikle bütün dosyanın analiz edilmesi gerekir.
Sağlıklı bir incelemede şu sıra izlenebilir:
- Başvuru dönemindeki doçentlik kriterleri belirlenir.
- Adayın başvurduğu bilim alanı ve varsa anahtar kelimeleri tespit edilir.
- Her jüri raporu ayrı ayrı incelenir.
- Olumsuz değerlendirmelerin dayandığı gerekçeler çıkarılır.
- Bu gerekçeler adayın eserleriyle karşılaştırılır.
- Jüri raporları arasındaki çelişkiler belirlenir.
- Bilimsel değerlendirmelerin objektif ve denetlenebilir olup olmadığı incelenir.
- İtiraz ve dava süreleri hesaplanır.
- İptal davası ve gerekiyorsa yürütmenin durdurulması talebinin hukuki zemini oluşturulur.
Bu yöntem, uyuşmazlığın yalnızca şekli değil esas yönünden de ortaya konulmasını sağlar.
Sık Sorulan Sorular
Doçentlik eser inceleme sonucuna itiraz edilebilir mi?
Başvuru döneminde yürürlükte bulunan mevzuat ve kararın niteliğine göre adayın kullanabileceği idari başvuru yolları değerlendirilmelidir. Ayrıca kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem oluştuğunda şartları varsa iptal davası gündeme gelebilir.
Jüri üyesinin olumsuz raporu dava konusu yapılabilir mi?
Esas itibarıyla yargısal denetim, aday hakkında hukuki sonuç doğuran idari işlem üzerinden gerçekleştirilir. Jüri raporları ise bu işlemin dayanağının ve hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde önem taşır.
Jüri üyelerinin tamamı olumsuz görüş bildirdiyse dava açılamaz mı?
Hayır. Jüri üyelerinin sayısal çoğunluğu tek başına yargı yolunu ortadan kaldırmaz. Önemli olan tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığıdır.
Mahkeme adayın eserlerini kendisi değerlendirir mi?
Mahkeme hukuka uygunluk denetimi yapar. Özel veya teknik bilgi gerektiren akademik konularda bilirkişi incelemesine başvurulabilir.
Bilirkişi raporu olumsuz gelirse dava kesin olarak kaybedilir mi?
Hayır. Bilirkişi raporuna karşı itiraz edilebilir. Eksik veya hatalı inceleme bulunması hâlinde ek rapor ya da yeni bilirkişi heyeti talep edilebilir.
Doçentlik eser inceleme davasında yürütmenin durdurulması istenebilir mi?
Kanuni koşulların bulunması hâlinde iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Doçentlik davası kazanılırsa doğrudan doçent olunur mu?
Her zaman değil. Mahkemenin iptal gerekçesi ve dava konusu işlemin niteliği belirleyicidir. İdarenin mahkeme kararını uygulayarak yeniden işlem tesis etmesi gereken durumlar bulunabilir.
Sonuç
Doçentlik eser inceleme itiraz ve dava süreci, akademik değerlendirme ile idare hukukunun iç içe geçtiği özel bir uyuşmazlık alanıdır.
Jüri üyelerinin bilimsel değerlendirme konusunda takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir. Eser inceleme raporlarının objektif, somut, gerekçeli ve bilimsel olarak denetlenebilir olması gerekir.
Özellikle eserlerin bilim alanıyla ilişkisine yönelik hatalı değerlendirmeler, soyut veya gerekçesiz jüri raporları, raporlar arasındaki esaslı çelişkiler, değerlendirme kriterlerinin yanlış uygulanması ve bilirkişi incelemesindeki eksiklikler davanın sonucunu etkileyebilecek önemli hususlardır.
Bu nedenle doçentlik eser inceleme sonucunda başarısız bulunan aday açısından yalnızca nihai kararın değil; başvuru kriterlerinin, bilim alanının, adayın eserlerinin, her bir jüri raporunun ve bütün idari sürecin birlikte incelenmesi gerekir.
Ankara Avukat olarak yükseköğretim hukuku alanında hizmet vermekteyiz. Reform Hukuk Bürosu ile iletişime geçiniz.

